CUMHURİYET BAYRAMANIZ 
                                                                  KUTLU OLSUN (MU) (?)
 
                                                                                                                                             Yazan: İbrahim BALCI
 
            Cumhuriyet ilan edileli 87 yıl oldu. 29 Ekim 2010 Cuma günü Cumhuriyetin kuruluşunun 87. yılını kutlayacağız! Ama ne kutlama?
            Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte, milli birlik ve dayanışma içinde onurlu hamlelere girişilmiş ve on yıl harpleri sonunda harabeye dönen ülke onarılmış, bağımsızlığı ile birlikte parasının da değeri korunmuş, kısa sürede dünyanın en saygın ülkelerinden biri haline gelmiştir.
            Dünya’nın saygın devletlerinin liderleri Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’in ayağına gelmiş, bir kez olsun büyük önder yurt dışına gitmemiş ve mağlup ettiği ülkelere ayrıca “Bu bir özür gezisidir” imajını yaratmamıştır. Böyle olmuştur! Böyle olmakla kalmamış; Mustafa  Kemal’in başkumandanı olduğu ordu tarafından İzmir’den denize dökülen düşman devletin en önemli devlet adamı Venizoles, Cumhuriyetin kurucusu Dahi Devlet Adamı Mustafa Kemal’i Nobel’e aday göstermiştir.
            Cumhuriyetin kurucusu bütün devletlerle dost geçinmiş, bütün uluslara hoşgörü ile bakmış ama hiç kimseye taviz vermemiş, misakı milli sınırları içinde güçlü Türkiye’yi yaratmıştır. Peşinden gelenler de aynı yolu izlemiş ve ülkü mamur edilmiş, cemiyeti akvamın saygın bir üyesi olmayı hak etmiştir.
            Cumhuriyetin nimetlerinden doyasıya yararlananlar; dahi devlet adamı Mustafa Kemal ölene kadar, kinlerini baskı altına almış ve uzun yıllar uyku halinde kinlerini gün yüzüne çıkaramamışlardır. Ama!!! Uzun yıllar uykuda kalan bu kindarlar, ülkenin balını kaymağını yiyen ama içten içe kene gibi devletin bünyesini kemiren Cumhuriyet karşıtları işte fırsat bu fırsat dedikleri anda piyasaya çıktılar, iktidar oldular, söz sahibi oldular; sinsice yürüttükleri savaşlarını açığa vurdular.
            Birkaç yılda her şey ters yüz oldu. O canım Türkiye gitti, ya da gitmek üzere!
            Özelleştirme adı altında Türkiye’nin can damarı tesislerin nerede ise tamamı elden çıkarıldı. Glabolleşme, dünya piyasalarına uyma adına, yararlı ya da yararsız olup olmadığına bakılmaksızın Rus’a, İngiliz’e, Yunan’ı, Fransız’a ve ABD gibi pek çok ülkenin para babalarına Türkiye’nin parası, pulu, işletmeleri satılarak peşkeş çekildi.
            Borsanın yüzde yetmişi, bankaların yüzde yetmiş beşi yabancıların elinde! Yer altı kaynakları hoyratça yabancılara ya satılmakta ya da işletilmek için uzun süreli olarak kiraya verilmektedir.
            Cumhuriyetin kuruluş yıllarında meydana gelen dış kaynaklı isyanlar tekrar gündeme getirilmekte, küllenmiş olan olayın üstü eşilerek huzursuzluk tahrik edilmekte, sanki suçlular mağdurlarmış gibi anma törenleri yapılmaktadır.
            Cumhuriyet,”irfanı hür vicdanı hür” insanların yetiştirilmesini beklerken, Cumhuriyetin temel noktaları tarikatların, cemaatlerin kontrolü altına geçmekte, Cumhuriyetin bütün değerleri yok edilmektedir.  Yargı kontrol altında, ekonomi; hükümet başkanı veya bakanın iki dudağı arasında yaşamaya devam etmekte; binlerce insanımızı şehit eden PKK denilen dış kaynaklı, ayrılıkçı cinayet şebekesi ile pazarlık yapılmaktadır.
            Cumhuriyetin 87. yılı kutlamaları yapılacağı güne yakın bir günde, Aczmendi tarikatı şeyhi Müslüm Gündüz “Ben rejime karşıyım, Kemalist rejimin sonu gelmiştir. Ben o rejimi yıkmak istiyorum… Rejim bizi yere vurdu. Ama biz de rejimi yıktık” diyebilmekte, televizyonlar bu konuşmayı vermekte ama Adalet Mülkün temelidir kuralını uygulayacak olan yargı; savcı ve hakimler sadece dinlemekle yetinmektedirler. Cumhuriyet’e zarar verilecek uygulamaların yapılmaması telkinini yapan Cumhuriyet Başsavcısı, Başbakan ve bakanlar tarafından azarlanmakta, sindirilmek istenmektedir.
            Böyle bir ortam da Cumhuriyet’in 87. yılını kutlayacağız!
            Evet, kutlayacağız, elbetteki kutlayacağız, sandıkta bir araya gelemeyenler ancak Cumhuriyet bayramında bir araya gelerek kendimizi avutmuş olacağız!
            Cumhuriyetin bütün kaleleri tek tek yıkıldı, sadece adı kaldı farkında değiliz!
            O büyük insan, Mustafa Kemal Atatürk, keşke Bursa Nutkunu ve Gençliğe hitabesini okumasaydı!!!
            Bu duygularla CUMHURİYET’İN 87. YILI KUTLU OLSUN (mu?)!
 
28.10.2010.
 
 
 
 
 

 
 
  SARIYER'İN ÜNLÜLERİ
 DR. MEHMET SALMAN

İstanbul'da doğdu (1946) İlk ve orta okulu Sarıyer'de okudu. Lise öğretimini Kabataş'ta yaptı ve İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesinden 1972 de mezun oldu. Askerliğini Yed. Sb. olarak G.Antep'te yaptı. İhtisasını Şişli Etfal Hastanesinde tamamladı. Hıfzı Sıhha Kurulu üyeliği görevinde bulundu. İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak uzun bir süre görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer S. K. de 7 dönem Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. İşyeri ve Spor Hekimlliği sertifikalarına sahiptir. Yıllarca Güreş ve Boks Federasyonlarının sağlık kurullarında görev aldı. Milli takımlar doktorluğu yaptı. Sarıyer S. K. Divan kurulu üyesi olup, pek çok ödül sahibidir.
  İBRAHİM BALCI DİYOR Kİ. 
Namludun çıkan kurşun geri dönmez, onun işi yerine ulaşmaktır.
      GÜNÜN SÖZÜ 
Efendiler; eğer bu millet bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı altında şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur. Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete geçen millete ruhumuzla katıldık. Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi kurtarmaya yönelik bir gaye uğruna feda ettik. Bunu anlamayıp da milleti hala kendi kaflarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.
MUSTAFA KEMAL (24.10.1919).
 BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ 
Sarıyer Voleybol takımının kuruluşunu gerçekleştiren yönetici (R, Kavaklı) kimdir?

GEÇEN HAFTANIN YANITI: Necil Kıldıran, Sarıyer S. k. da voleybol şubesini kuran ve uzun süre yöneticiliğini yapan kişidir.


 
 
 
 
 
 
POWERED BY Turkishost.com