Risus sardonicus
Daha geçen gündü. Diğer bir arkadaş Doktor arkadaşa: “Oldukça mutlu görünüyorsun, keyfin yerinde” deyince, Doktor’dan şöyle bir yanıt geldi: “Risus Sardonicus” sonra da cümlesine açıklama getirdi. “Bizim tıp dünyasında Latince böyle bir deyiş vardır, ölünün yüzünde beliren gülümseme haline denir.”
İyi bir espriydi. Aslında galiba çevremizdeki çoğu insanın yüzünde böylesi bir gülümseme hali gözlemliyoruz. Birbirinin kopyasıymış gibi gelen aynı mutlu yüz ifadeleri… Hani nasılsın sorusunun otomatikleşen iyiyim yanıtından sonra gelen dert anlatımlarının sohbetin konusunu oluşturması gibisinden bir şey…
Eskiden ilkokul karnelerinde “hal ve gidiş” diye notlandırılan bir bölüm vardı. Çocuğun karnesinde Türkçe orta, Matematik orta, Tabiat bilgisi orta, aslında baştan aşağı karnesindeki notlar orta ile zayıf arası ama nedense çocuğun hal ve gidiş notu iyi yazılırdı. Çocuk anlamazdı bunun ne anlama geldiğini fakat sorduklarında başta iyi olan bu notunu konu ederdi. “Karnemde iyi de var”. Aslında çocuk haklı en önemli gözlemin notudur iyi olan. Onun hal ve gidişi iyidir. Tabi bu çocuğun öteki dersleri hiç de böyle demediğinden bu tür öğrencilerin çoğu ya ortaokula gidemezler ya da biraz devam ettikten sonra okul hayatları biterdi. Ama hal ve gidişleri iyiydi…
Çalıştığım iş yerlerinden birinde patronun çalışanlara ilk sözü şu olurdu “Bir aksilik var mı?” Yanıt da hep aynı olurdu: “Hayır” Sonra bir sürü aksilikler yaşanırdı ama ertesi gün soru ve yanıt hep aynı kalırdı…
Ortama uymak diye bir yönü vardır insanoğlunun, çünkü aykırı davranmanın yaşamını kolaylaştırmayacağı, tersine zorlaştırılacağı aşılanmıştır ona. Aidiyet arayışı insanoğlunu razı olmak düzeyine indirgeyen en önemli olgudur. Netice itibariyle “Sürüden ayrılanı kurt kapar” Bu sözü kullanmaktan pek bir hoşlanırız. Biri bize sürü deyince kızarız kızmasına ama bu sözü kullanmayı nedense pek bir severiz…
Eşek gibi olursan kardeşim aslan denmeli sana, nasıl da çalışırsın o zaman… Nedense eşek gibisin dendiğinde başlar bu kere aslanlaşman, bilmem anlatabiliyor muyum kardeşim, bilmem anlatabiliyor muyum? Çalış aslan kardeşim çalış aman ha baban gibi eşek olma…
Sıkıntının gülümsemesi bir başka oluyor. Bir şeyleri gizlemeye çalışıyoruz, maske takmışlığımız ondan. Enflasyon düşüyor fiyatlar artıyor. Enflasyonun düşmesine gülüyoruz kardeşim, deli miyiz? Fiyatların artmasına gülecek değiliz ya… Ama ya aradaki çelişki?
Boş ver be kardeşim öteki notların zayıf yada orta olmasını, esas nota bak! Hal ve gidiş: İYİ…
İyi mi?
SARIYER SEÇMENİ BÖYLE DÜŞÜNÜYORMUŞ
Büyük Düşün!!! Bu afişleri eleştirince kimileri alındı. Yolsuzlukların diz boyu olduğu bir ortamda hayat şartları karşısında ezici yığınların çaresizlik fotoğrafı bu denli kalabalıkken kendilerinin de “büyük düşünenler” kervanına dahil olacağını sananların alınması kadar doğal bir şey yoktu. Onlara kızmıyorum ve aldıkları piyango biletine amorti bile vurmayınca yaşadıkları hayal kırıklığını da anlıyorum. Ama hayatın gerçekleri vardır.Hayal satarak uzun süre gidemezsiniz.Eğer hayal satarak gidilebilseydi en başta ABD bankaları başarılı olurdu…
Sarıyer seçmeni yerel seçimlerde değişim isteğini ortaya koydu.Hem Büyükşehir’i ve hem de Sarıyer belediyesini sosyal demokratlara vermeyi tercih etti.Böylece CHP aldığı oy oranıyla büyük bir sorumluluğu da yüklenmiş oldu. Gerçi Sarıyer seçmeninin oyları ile Büyükşehir belediyesi değişmedi.Ama açıktır ki Sarıyer seçmeni Büyükşehir’i de değiştirmek istedi.Büyükşehir belediye başkanlığında Kemal Kılıçdaroğlu’nun tercih edilmesindeki en büyük etmen onu adaylaşma sürecine taşıyan Kılıçtaroğlu’nda simgelenmiş duyguların sandığa yansıtılmasıydı.Yani arsızlık ve hırsızlığın karşısında olmaktı.
Yalnızca Sarıyer Belediyesinde CHP’yi tercih eden seçmenler değil,MHP seçmenlerinin bir kısmı ve DSP seçmenlerinin de önemli bir kısmı Kılıçdaroğlu’nu tercih ettiler.Şu yada bu nedenle Sarıyer Belediye Başkanlığında farklı partilere oy vermiş olsalar bile önemli bir seçmen çokluğu da Kılıçdaroğlu kimliğinde simgeleşmiş değerlerin arkasında olduklarını oylarıyla beyan ettiler.
Sarıyer Belediye başkanlığı seçimini kazanarak belediye başkanı olan Şükrü Genç şimdiden sadece beklenti olarak büyük bir sorumluluk üstlenmiştir.Kılıçdaroğlu kimliğinde simgeleşmiş değerlerin uygulayıcısı olmak şimdi onun omuzlarındadır. Diğer taraftan ortada, hoyratça bir savurganlığın yol açtığı devir alınan belediyenin durumu vardır. Şükrü Genç’in işi oldukça güç bir iştir. İktidar olmanın nimetlerinden faydalanmak isteyen menfaat guruplarının da varlığı düşünüldüğünde işler iyice zorlaşmaktadır.
Şükrü Genç’in belediye yapma yeteneği oldukça yeterli olsa bile, ki böyle bir sorumluluk altına girdiğinden bir öz güveni olduğu bellidir. Ona gerek meclis gurubunun ve gerekse partisinin olabildiğince destek olması gerekmektedir. Sarıyer seçmeni sosyal demokrat bir belediyeyi tercih etmiştir.Onun doğal beklentisi tercih ettiği şeyin hayata geçirilmesidir.Sarıyer seçmeni aynı zamanda Büyükşehir adayına da verdiği oy miktarıyla onda aradıklarını Sarıyer Belediye başkanında bulmak beklentisi içindedir.Şükrü Genç bu beklentiyi de karşılamak durumundadır.Ve bütün bunları başarabilmesi için hem yürütmedeki mesai arkadaşlarının,hem meclis gurubunun ve hem de partisinin desteğine gereksinimi vardır.
Dar çıkar guruplarının, bireysel menfaat umanların, her türlü lobi aracılarının kuşatma hareketlerinden başkanın uzak kalabilmesi meclis gurubunun ve partisinin dürüst,samimi desteğiyle mümkündür.Sosyal demokrat bir belediye anlayışının gerçekleşmesi ancak bu destekle olasıdır.Seçmenin beklentisi şimdi Sarıyer insanının beklentisi haline dönüşmüştür. Bu beklentinin karşılanması diğer her arzunun önüne geçebilmelidir.
Aslında sosyal demokrat belediyecilik kafalarda da oluşan yerleşikliktir. Menfaatlerin ortak bileşkesini yakalamaktır. Herkes yerindedir , her yetkinin bir sorumluluğu vardır.Ve belde insanı vazgeçilmezdir.
Sarıyer Belediye başkanının omuzlarına yüklenen yükün ağırlığının farkındayız. Omuzlarındaki yüklerden kurtulmak için eğilmesin diye ona destek olunmalıdır. Kazanan Sarıyer olur, Sarıyerliler olur.