"Kaktüs serasının içinde yetiştik,Sevdik,Sevildik.Herkesle dost,Arkadaş olduk,Lakin hiç bir diken elimize batmadı!"
 
 
 
ARAŞTIRMALAR
13.KİTAP  
2. BASIM 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Valid CSS!

 
                                           İLAÇ ZAMANI!
 
Hastalığıma henüz teşhis konulamadığı ilk günlerde rahatsızlandığımı duyunca beni acele Florance Nightingale hastanesine çağırarak tomografi ve emar çektiren, sonra da iki ameliyat ile alınan parçaları biyopsiye gönderen Sayın Prof. Dr. Azmi HAMZAOĞLU’nu minnetle anmak isterim. Her sabah 07.00 de ameliyathaneye girip 00.00 ‘e kadar hastalarını şifaya kavuşturmak için uğraşan Sayın Prof. Dr. Azmi HAMZAOĞLU branşında Türkiye’de tartışmasız bir numaradır. Sevgili Profesörümüz Dr. Azmi HAMZAOĞLU (Unutmadan belirtmeliyim; bu yoğun temposundan dolayı, Sayın Hamzaoğlu’na İstanbul’un sayılı balıkçı kabzımallarından Şükrü Denizeri “fazla yorulma bana yetişemezsin” dediğini de ayrıca vurgulamak isterim) bana Sayın Prof. Dr. Burhan FERHANOĞLU’ ndan ertesi güne randevu aldı. Hastalığımın ilk gününden bu yana, benimle yoğun olarak ilgilenen sevgili hocam Azmi Hamzaoğlu’na şükran borcum; teşekkürlerin çok çok çok ötesinde! Ömrüm boyunca bana ve Sarıyerli birçok dostuma yaptıklarını ödeyebileceğimizi zannetmiyorum.

Hastalığıma lenfoma teşhisi koyan Prof. Dr. Burhan Bey’i tanımadığımdan bazı dostlarıma danışmak ihtiyacını duydum. Çok sevdiğim bir dostum sevinçle “En doğru adresi” bulduğumu söyledi.

Çok sevip, saydığımız ve iki dönem Avcılar Belediye Başkanlığı görevi yapan Sayın Tahsin Salihoğlu (Erdoğan Yıldız’a göre faal zamanında Türkiye’nin en havalı Başkanı ama Mehmet Salih Aslan’a göre ise şimdi (havası alınmış balon gibi!) Prof. Dr Burhan Ferhanoğlu’ nun branşında Türkiye deki iki kişiden biri olduğunda ısrarcı.

Tedavim boyunca benimle bir arkadaş gibi yakından ilgilenen kıymetli hocam Burhan Beyi de tanımaktan son derece mutluyum.

Uzun tedavi döneminden sonra artık istediğin gibi gezebilirsin diyen Dr. Burhan Beye teşekkür edip, soluğu kulüp kafeteryasında aldım. Aradığım kişi İbrahim Balcı her zamanki gibi Suat Uysallar ile birlikte oturmuş çay içiyordu. Hep beraber kulüp tesislerine gittik. Kamp binasında genç takım futbolcuları ve hocalarını görünce profesyonel takımı sorduk. Zekeriyaköy tesislerine taşındıklarını söylediler. Alt yapı binasına geçince bütün olarak spor okuluna ve hocalarına tahsis edildiğini, 600 sporcunun spor okuluna kayıtlı olduğunu öğrendik. Diğer binanın ise salon sporlarına ayrıldığını ve antrenmanları ise Sarıyer kapalı spor salonunda yaptıklarını öğrenince İbrahim Balcı kolumdan çekti ve “Salona geçelim” dedi. Birlikte gittik! Salona girince 100 kadar genç kızımızın voleybol antrenmanı yaptığını, başlarında uzun yıllardan beri kulübümüzde bıkmadan usanmadan görev yapan Selman Adıgüzel’i gördüm. Yanına yaklaşıp “Çalışmalar nasıl gidiyor” diye sordum. Her zaman ki gibi birkaç malzeme eksikliğinden başladı ve lisans masrafları ile devam etti. Ama fazla kalamadık zira, İbrahim Balcı kolumdan çekip, “Daha Zekeriyaköy e gidiceğiz, acele edelim” deyince arabaya atladığımız gibi Zekeriyaköy’e yolunu tuttuk… Yeni tesislerdeyiz, muhteşem bir şey!

Zekeriyaköy kavşağına gelince Bahçeköy’e tarafına giriş yaptık. Önce Orhan Keçeli Tesislerini gezmek istedik. Pırıl pırıl göz alıcı bir yer, bildiğimiz gibi. Son iki yıl içinde Sayın Yusuf Tülün Stadı büyültmüş, etrafını güzelleştirilmiş ve soyunma odalarının yanına çok güzel bir kafeterya yaptırmış. İçeri girip arabayı park ettik. Bizi görevli bakıcı/bekçi karşıladı ve hayli ilgi gösterdi. Yapılan çalışmalardan, çimlerden bahsetti. Burada öğrendim Orhan Keçeli Tesislerinin Siirt Spor’a yıllık olarak kiralandığını! İnanmak istemedik ama doğrusu buymuş! İbrahim Balcı’ nın bir iki yere telefon etmesiyle de duyduklarımızın gerçek olduğunu anladık! Bana göre büyük düşünen, büyük hedefleri olan takımlar böyle yanlışlıklar için düşmemesi gerekir. Takımımız bunun acısını yağmurlar ve kar yağışları başladığı zaman çekecektir. Hiçbir futbol adamının bunu hoş karşılayacağını zannetmiyorum. Bu moral bozukluğu ile yeni kamp tesislerini görmeye gittik.

Yavaş yavaş demir kapıya yaklaştık, kapı kenarındaki kabinden çıkan bir güvenlik görevlisi “Ne istiyorsunuz? Kimi arıyorsunuz?” diye sordu. “Tesisleri gezmek istiyoruz” dedik. Görevli kabine girip ilgili şahsa telefon açtı ve isimlerimizi söyledi. “Hemen içeri al, gelsinler!” demiş olacaklar ki görevli kapıyı açıp bizi içeri aldı ve “Yanımıza gelerek sizi gezdirmem istendi, istediğiniz yeri görebilirsiniz” deyince; iznin kimden aldığını sormak ihtiyacını hissettim, duraksamadan yanıt verdi: Yöneticimiz Nurettin Çetinkaya’dan!

Büyük kampus içinde; yan yana iki büyük bir küçük çim saha olduğunu gördük. Sahaların etrafları ağaçlarla çevrilmiş mükemmel bir görünümde! Sahaların hemen karşısında iki katlı kamp binası ve bir yönetim binası! Binaları zevkle gezdik, imrendik! Futbolcu odalarının 5 yıldızlı otel odaları gibi döşendiğini; alt katın çok amaçlı olarak tanzim edildiğini; bu alanda soyunma odaları ve duşlar ve ayrıca son model aletlerle donanmış kondisyon merkezi olarak hazırlanmış olduğunu görmenin mutluluğunu yaşadık! Yönetim binasını gezdiren Nurettin Çetinkaya, “Üst katı toplantı salonu, alt katı tamamıyla oyun ve eğlence yeri olarak hazırladık” derken hep birlikte mutluluk denizi içinde bulduk kendimizi! Nurettin Bey’e Antrenman sahasının öbür tarafındaki 4 adet müstakil dubleks küçük binaların akıbetini sorduk. “Birinci ligde oynayacağımız zaman alacağımız yabancı futbolcular aileleriyle bu villalarda kalacaklar” dedi. İbrahim Balcı kolumdan çekerek “Acaba çok para harcadılar mı?” diye sorunca gülerek dışarı çıktık. Biraz ilerleyince yol kenarında süs ağaçları ile bahçesi donatılmış, halka açık fakat kamp zamanı futbolculara hizmet veren, lüks bir restaurantın kulüp tarafından kiralanmış olduğunu öğrendik Ne kadar güzel!. Biraz daha ilerliyoruz. kapalı bir yüzme havuzu! İçeriden yüzücü gençlerin cıvıl cıvıl sesleri! Üç kişi birlikte çocukluğumuzu yaşıyoruz! Sanki Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi önünde denizi giriyoruz! Yüzme Havuzu yanında kapalı salonun basket ve voleybol spor okuluna ayrıldığını öğreniyoruz. Her iki salonun yan tarafında 4 adet tenis kortu, 2 adet açık voleybol-basketbol sahası görüyoruz. Hayranlıkla küçük dilimi yutacak gibiyim! Tesislerin bitiminde büyük bir bina gördük, etrafı özel arabalarla dolu! Güvenlik görevlisine “Nedir? Kimin?” diye sorduk. Bize, kulüp tarafından bir şirkete kiralanmış alışveriş merkezi olduğunu, mülkünün kulübün olduğunu, karşısındaki benzin istasyonunun da aynı şekilde işletildiğini söyledi. Biz hayranlıkla tesislere bakarken görevli bize bir hatırlatmada bulundu: “Bütün tesisler Sarıyer Spor Kulübü A.Ş. ye aittir!” Müthiş bir olay! Böylece kulübümüzün şirketleştiğini de öğrenmiş olduk!

İbrahim Balcı mutlu bir şekilde “Kulübün 100 senesini garantiye almışlar” diyor, Suat Uysallar “Helal olsun be! Bir semt kulübü olarak başka ne yapılabilir ki, nerede ise Fenerbahçe’yi yakaladık” diyordu.

Yönetim binasına dönüyoruz. Nurettin Çetinkaya’ya “Divan Kurulu olarak Yönetim Kuruluna yazılı olarak önerge sunacağımızı, tesis girişinin üstünde yazan SARIYER SPOR KULUBÜ TESİSLERİ yazısının değiştirilip yerine SARIYER SPOR KULUBÜ, ŞÜKRÜ GENÇ SPOR KOMPLEKSİ yazılmasını isteyeceğiz” derken ve sözlerim bitmeden, İbrahim Balcı kolumdan hızla çekti. “Ne var ne oldu?” dememe fırsat kalmadan dönüyorum ve şaşırıyorum; karşımda hanım, elinde bir bardak su ve bir hap “Eyüp Bey ilaç zamanın geldi, içiver bakalım” diyip beni uyandırıyor.

Hayırlara gitsin!
 
Eyüp ODABAŞI,
 
                                                                                GENEL KURUL 
 
 Öncelikle; geçen sezon başı Başkan ve Yönetim Kurulu oluşturulamadığından 3 defa ertelenen Genel Kurul neticesinde acilen bir yönetim yaparak kulübümüze sahip çıkan İbrahim Balcı tüm olumsuzluklara rağmen futbolculara imza attırmış ve takımı kampa göndererek lige başlama fırsatını kaçırtmamıştır. Kısa bir zaman sonra kendisine Belediye Başkanımızın lig sonuna kadar yardım yapmayacağı bildirilince hemen kongre kararı almış ve yerini kulübümüzü gerçekten çok seven Mustafa Hepanıl’a bırakmıştır.

   Takımımız lig sonunda 3.olarak bence başarılı olmuştur. Çünkü sezon başı olumsuzlukları yakından takip ediyordum. Kulübümüz adına her iki başkan ve yönetimine çabaları ve katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler diyorum.

   Bir zorlu sezonu arkada bırakan kulübümüz son 3-4 yıldan beri ilk kez tam zamanında toplanarak seçimi gerçekleştirdi zaman zaman hareketli geçen Genel Kurulda beklendiği gibi hazırlanan liste seçildi ve seçilen arkadaşlarımız göreve başladı yeni başkanımız İbrahim Bozan daha önce yönetim kurullarımızda çalışmış, As başkan olarak görev yapmış olduğu için deneyimli tanıdığım kurul üyesi arkadaşlarda öyle. Bu yüzden başarılı çalışmalar yapılacağı inancını taşıyorum.

   Öyle inanıyorum ( İCAZET ) vermediğim bu genel kurulda ortaya çıktı. En önemlisi belediye başkanımız Sayın Şükrü Genç in eski yıllara atıf yapmadan eleştiri getirmeden ‘ Görevimiz Sarıyer Kulübümüze sahip çıkmaktır, Belediyemizin imar konusu ne kadar önemliyse Sarıyer Spor kulübümüze hizmetimizde o kadar önemlidir’ demesidir. Ne eski yerel yönetimleri yermiş ne de kulüp yönetimlerini.

   Artık yeni bir bakış açısı ile yola çıkmalıyız. Önce yönetim kurulu, sonra eski yönetici, eski sporcu, teknik elemanlar, kulüp üyeleri ve taraftarlar bir el bir yumruk kulübümüz için gereken, istenen her tür çalışmayı imkanlarımız ölçüsünde yapmalıyız.

   Kulübümüz eski başkanlarından Sayın İsmet Acar ve yönetim kurulu 2. Başkanı Engin Keçeli nin bilhassa mali konularda ne kadar hassas ve özverili olduklarını bilirim. İsmet Acar’ı, Engin Keçeli’yi, Nurettin Çetinkaya’yı iyi tanırım. Birde sosyal konularda ve tesisleşmede büyük gayret göstereceğini ifade eden Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Genç kulübümüzün yarını için bana güven ve mutluluk verdi.

   Başkan ve yönetimimizin şampiyonluk mücadelesi vereceğine ve bu yolda gerekli transferleri yapacağına inanıyorum.

    Bu sezon 3 grup üzerinden 15’er takımla oynanacak ligi 1. bitiren tek takım bir üst lige geçecek bu bize daha zorlu bir sezon geçireceğimizi bu yüzden kadromuzun daha güçlü olması için bir üst ligden deneyimli birkaç futbolcunun alınması gerektiği düşüncesi içerisindeyim.

    Genel kurulla ilgili olarak bir iki konuya değinmek isterim

   Sevgili Paşamız Emekli Korgeneral Sayın Salih Acarel’in kulübümüze yaptırdığı mali desteğin büyüklüğünü, asker futbolcularımızın maçlara gelebilmeleri için yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız. Sarıyer kulübü ve bizler nankör değiliz, ömür boyu kendilerine saygı ve sevgide kusur etmeyeceğimizi bildirmek isterim. Kürsüden bazı şahıslara sataşmasını kongreye renk katmak için yaptığını ayrıca sataştığı kişileri çok sevdiğini biliyorum.

     Bir konuşmacının da sezon başı yanlış transferler demesini, kendilerinin sezon başı olumsuzluklarını bilmediklerini bağlıyorum ayrıca ara transferde alınan 6 futbolcunun ilk 11 de yer almadığını sezon sonunu ilk alınan futbolcularla bitirdiğimizi belirtmek isterim.

    Kongre boyunca üzüldüğüm tek konu tüzük tadili yapılıp Genel Kaptanlığın kaldırılmasını ısrarla vurgulamaları. 50 küsür maddeden oluşan tüzüğümüzün bu maddesimi çağın gerisinde kalmış gerekçe ise enteresan: genel kaptanların çağ dışı olmaları, dogmatiklikten kurtulamamaları, maç izlememeleri, yeterli futbol kültürüne sahip olmamaları, futbolcuları kulüpleri tanımamaları, sosyal ve sportif bakımdan çevreleri olmamaları.

    Bu arkadaşlar, kulüp tüzüğünü okumuşlardır da belki anlamak istememişlerdir. 48.madde ‘Teknik direktör, antrenör, masör, sağlık memuru, veznedar, sayman, menajer, kapıcı gibi maaşlı personel alabilir’ demektedir.

     Kulübümüzde bugüne kadar genel kaptanlığın ( Baba Kenan 15 yıl – Eyüp Odabaşı 24 yıl ) uzun yıllar yapmış isimler mi rahatsızlık veriyor diye düşünüyorum. Eğer öyleyse bu isimler altında ezilirsiniz. Kulüplerde bazı isimler kulüp menfaatleri için susarlar bu suskunluğu sakın yanlış anlamayın. Kulüplerde görev yapacak olanlar başkanda olsa yöneticide olsa daha önceki görev yapanlara saygılı davranmak zorundadır ki kendisinden sonra gelenlerde öyle davransınlar.

     Tüzük tadili için bir komite kurulur. Bu komite tüm maddeleri inceler gerek görülen değişiklikleri ( Genel Kaptanlık dahil ) yapar. Bu değişiklikler kulüp menfaatine olduğu için kimsenin karşı çıkacağına inanmıyorum.

    Satırlarımı yeni Başkanımız İbrahim Bozan ın kısa ve net konuşmasındaki bir cümleyle bitirmek istiyorum.

      ‘ARTIK YENİ BİR BEYAZ SAYFA AÇTIK’



30 Haziran 2009

EYÜP ODABAŞI                          

 
 
 
Odabaşı, Sarıyer Manşet’e konuştu

Sarıyer’de 24 yıl yöneticilik yapan Odabaşı, "Hayatımın sonuna kadar kulübün hizmetindeyim" dedi.

Hayatımın sonuna kadar kulübün hizmetindeyim
Sarıyer’in efsane isimlerinden Eyüp Odabaşı, Sarıyer Manşet’e konuştu. Sarıyer’de 24 yıl yöneticilik yapan Odabaşı ile geçirdiği rahatsızlığı, Sarıyer Spor Kulübü’nün içinde bulunduğu durumu, yapılan yanlışları, kulübün tekrar çıkışa geçmesi için neler yapılması gerektiğini konuştuk.

TEDAVİM ÇOK İYİ GİDİYOR
Tüm Sarıyerlileri üzen bir hastalığa yakalandınız. Rahatsızlığınız ve tedavi süreciniz ne durumda?
5-6 ay evvel hastalığım bir terlemeyle başladı. Doktora gidince önce şeker dediler, sonra lenf kanseri başlangıcı teşhisi koydular ve tedaviye başladık. Dr. Azmi Hamzaoğlu benimle çok ilgilendi. Tedavimiz şuan çok iyi gidiyor. Vücutta şuan hastalık yok dediler. Son bir tedavim daha var, o da yurtdışında olacak.

Yıllarınızı Sarıyer’de yöneticilik yaparak geçirdiniz. Profesyonel bir yönetici olarak Sarıyer Spor Kulübü’nün içersinde bulunduğu durumu analiz eder misiniz?
Sezon başında kulübümüze kimse sahip çıkmadı. Sıfır parayla İbrahim Balcı başkanlığında bir takım kuruldu. Belediye Başkanı’nın kulübe hiç destek vermemesi kulübü çok zora soktu. İbrahim Balcı da çekilmeye mecbur kaldı. Göreve gelen Mustafa Hepanıl ise çok iyi niyetli, Sarıyer’i çok seven bir arkadaş. Ama bu işler iyi niyet ve sevgiyle yürümüyor. Bu iş deneyim işi. Bana göre; Hepanıl bir, iki yıl asbaşkan olsaydı daha sonra başkan olsaydı daha başarılı olacaktı. Ara transferlerde alınan futbolcuların zayıflığı, yönetimin destek vermemesi sonucu takım kötüye gidiyor. Yapılan transferlerin iyi olmadığı kanaatindeyim. Hepanıl bir kaç sene bu işi yaparsa her sene daha fazla deneyim kazanır diye düşünüyorum. Taraftar, yönetim, futbolcular kenetlenerek bu seneyi atlatırsak gelecek seneler daha iyi olur.

Çanakkalespor maçında futbolcular sizin için hazırladıkları bir pankartla sahaya çıktı. Taraftarlar da statta sizin için pankartlar asmıştı. Sarıyer Spor Kulübü’nde ve taraftarların gönlünde çok farklı bir yere sahipsiniz. Tekrardan kulübe geri dönecek misiniz?
Sarıyer doğumluyum, 14 yaşımda genç takımda oynamaya başladım. 10 sene Sarıyer’de oynadım. Sarıyer’den Fenerbahçe’ye oradan Trabzonspor’da oynadım. Sonra Sarıyer’e geldim aralıksız olarak 24 yıllık yöneticilik yaptım. Şampiyonlukları da küme düşmeleri de yaşadım. Taraftarlarımız da tüm bunları biliyor. Artık yönetici olmam da gerekmiyor. Ben dışarıdan da her görevi yaparım, maddi-manevi şuan yardım ediyorum. Hastalandığım için Çanakkale maçında futbolcular bir pankartla sahaya çıktı. Onu asla unutmayacağım, çok güzel bir jestti. İnşallah bizde iyileşiriz, yine bu kulübe el atacağız tabi. Hayatımın sonuna kadar Sarıyer Kulübü’nün hizmetindeyim. Bastonla bile olsa gelip bu takımın maçını izleyeceğim.

SARIYER’İ 100 SENE KALKINDIRACAK PROJE
Önümüzde yerel seçimler var. Yeni gelecek belediye başkanı sizce kulüp için ne yapmalı, kulübe nasıl yaklaşmalı?

Bütün belediye başkan adayları bana gelip, kulübe ne yapmak lazım diye soruyorlar. Eski güzel günleri yaşamak için belediye başkanının kulübe bakış açısı çok önemli. Sarıyer kendi ayakları üstünde duracak durumda değil. Belediye’nin desteği şart. Ben zamanında Yusuf Tülün’e kulübe gelir getirecek yerler yapılmalı, otopark, benzin istasyonu gibi dedim. Tülün de bana çok ufak düşünüyorsun, daha büyük şeyler yapmalı dedi. Ama henüz hiçbir şey yapmadı. Yusuf Tülün Zekeriyaköy’de 200 dönümlük arazi içine bir çim saha yaptı. O arazinin iyi bir projeyle işlenmesi Sarıyer Spor Kulübü’ne yapılacak en iyi eserdir. Kapalı yüzme havuzu, basketbol-voleybol sahası, tenis kortları, üç tane çim sahası, kamp binası, kamp tesisleri bunlar orada yapılırsa Sarıyer Kulübü’nün 100 senesi kurtulur. Yol kenarına yapılacak bir de benzin istasyonu kulübe büyük bir gelir sağlar. Hangi belediye başkanı bunu yaparsa onun ismi bile verilebilir o tesislere. Sarıyer Kulübü’nün tek kurtuluşu bu projedir. O tesisler bizi 1.lig’te oynatır. Bundan 13 sene önce Yusuf Tülün o projenin maketini yapmıştı, o maket halen daha kulüp binasında duruyor.

Sarıyer taraftarının mabedi olan Yusuf Ziya Öniş stadında 2 yıldır tadilat yapılıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Yusuf Ziya Öniş Stadı’nın iki sezondur tamiri bitirilemedi. Neredeyse Galatasaray’ın sahası bitecek, bizim stadımızın daha tadilatı bitmedi. Kendisi Sarıyerli olan İstanbul İl Gençlik ve Spor Müdürü Tamer Taşpınar’ın o göreve gelmesine çok sevindik. Sarıyer’e birçok şey yapmış ama kulübüne hiçbir şey yapmadı. Sarıyer Kulübü, Sarıyer’in tek profesyonel kulübü. Kulübe biraz hizmet etmesi lazım.

 
 
 
 
                                  KÖTÜ GİDİŞE "DUR" DENMELİDİR!
 
 
Sarıyer klasman grubu maçlarına kötü başladı. Dört maçta iki yenilgi iki beraberlik! İç ve dış sahalarda birer beraberlik birer yenilgi alındı Yani 12 puanlık dört maçta sadece 2 puan alabildik. 6 gol attık ve 9 gol yedik. Klasman grubu maçlarına liderden iki puan geriden başladık. Lider değişti aradaki puan farkı 5 oldu. Son sıradaki takımlarla da 5 puan fark var. Ne var ki düşecek takım sayısı üç demek ki ateş çemberi içindeyiz!

Bu maçı kazansaydık ne olurdu veya içte yenilgi almasaydık ne olurdu? Bir puan farkla lider durumda biz olurduk! Ama olmadı, olmasına da imkan yok gibi! Çünkü takımlar arasında puan farkı çok az, hemen hemen güçler aynı! Bu nedenle hiç hata yapmaya gelmez. Oysa biz devamlı hata yapıyoruz!

Bu sezon sadece Çanakkale maçını seyredebildim. Maç öncesi futbolcuların açtığı pankart beni çok duygulandırdı. Kulübümüzün başkan ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarına teşekkür ederken. Uzun yıllar birlikte içerde ve dış sahalarda kazandığımız zaman ilgi güldüğümüz; kaybedince birbirimize selam dahi vermediğimiz taraftarlarımızın beni selamlarını hiç unutmayacağım.

Ç. Dardanel maçımızın ilk yarısı iki denk takımın mücadelesi şeklinde geçti fakat 2.devre ilk 7 dakika içinde 2 gol yiyince oyundan düşüp maçı kaybettik.

Sevgili Genel Yayın Yönetmenim Ümit Sanlav köşe yazımı isteyince tek maçın kritiği yetersiz kalır düşüncesiyle G.O.Paşa maçımızı seyreden eski teknik direktörlerimizden Yakup Kaptan'a (Meşhur Kel Yakup) maç hakkındaki düşüncelerini sordum. Yakup Hoca: Takımımızın çok ağır oynadığını, pas oranının çok düşük ve şut yüzdemizin sıfır olduğunu ayrıca çok şeyler beklediğimiz Yasin Sülün ün yerinde oynatılmadığından etkili olamadığını ifade ettikten sonra da üzülerek "Bu kötü gidişatın sonu hüsran olabilir, hepimiz üzülebiliriz geç kalmadan tedbir almak gerekir" diyerek endişelerini dile getirdi..

İnandığım ve yıllardır söylediğim; şampiyonluklarda veya küme düşmelerde tek sorumlu yönetim kurullarıdır. Başarı da, başarısızlıklar da kendilerine aittir. Yönetim içindeki bütün dalgalanmaları futbolcular çok yakından takip eder, olumsuzluklar onlara da yansır. Her hangi kötü bir maç sonu, kızgınlıkla alınan kararların isabetli olamayacağını aradan bir veya iki gün geçtikten sonra oturup tartışılarak ne gibi önlemler alınabileceğini düşünmek gerekir diyorum. Hatadan dönmek ayıp değil yüceliktir, erdemli olmaktır. Yöneticilerin saygınlığı da bu meziyetlerinden ileri gelmektedir. Böylesi yüceliği ve erdemliliği göstermek yönetici, kulüp üyesi ve taraftar hepimizin görevidir. Yöneticiliğin zor meslek olduğunu bilenlere bunu hatırlatmayı görev bilirim.

Şuanda yapılan altı transferin ve kadro dışı bırakılan futbolcuların yanlışlığının tartışılma zamanı olmadığı düşüncesi içinde tüm taraftarlarımızdan ve yönetim kurulu dışındaki eski yönetici büyüklerimizden, sezon sonuna kadar başkan ve yönetim kurulumuza destek vermelerini, onlara dolaysıyla kulübümüze sahip çıkmalarını, gerekirse vazife alıp çalışılmasını diliyorum.

ZOR MAÇLARA GELDİK. GÜÇTE OLSA KAZANALIM, BİRLİKTE SEVİNELİM, BİRLİKTE GÜLELİM. GÜLMEK HAKKIMIZ, AĞLAMAK DEĞİL!
 
                       LİG MAÇLARI BİTERKEN
 
       Lig maçları biterken takımımızın toparlandığı ve arka arkaya aldığı iki galibiyetle orta sıralara tırmandığını gördük. Belki yerimiz burasıdır diyenler bulunur, ben böyle düşünenlerin karşısında olurum. Tanıdığım kadarı ile bizim takım ligin en iyi kadrosuna sahip bir takım. O nedenle daha iyi sonuçlar almasını beklerdim. Ama işler ters gitti, altlarda mücadele verildi. Şimdi ki yerimizden daha yukarılarda olmamız gerekirdi aslındı, olmadı!

     Takım kadromuzun üzerinde fazla oynanmaması çok iyi. Değişiklikler şu veya bu şekilde olabilir ama önemli olan kadronun devamlılığıdır. Bu sağlanmış, bu bakımdan kuşkumuz geride kaldı. Son maçımızı kazanırsak bir basamak daha üste çıkabiliriz. Puanımızı 28 'e çıkardıktan sonra, klasman grubu maçlarında çok iddialı olabiliriz. Çünkü bu kadro ile aslında ilk iki sırayı bizim zorlamamız gerekirdi. Olmadı, ama klasman maçlarında bu futbolu oynarsak kesin olarak ekstra Play Off'a yükselebiliriz.

     Yukarıda ifade ettiğimiz gibi takımı kadrosu ile fazla oynanmaması gerekir. Yapılacak iş, eğer kesin ihtiyaç duyuluyorsa bir veya iki futbolcu almak. Bu futbolcuların sıradan futbolcu olmamaları gerekir. Yazın kulüp bulamamış, serbestlik kalmış belgesi elinde olan veya bizim ligde her hangi bir takımda yedek bekleyen, hiç oynamamış bir adamı almak asla akıl karı değil! Bu tür transferler sadece takımın huzurunu bozar, takım ruhunu ve arkadaşlığı darmadağın eder. Bu da çok kötü sonuçlar doğurur. Transfer edilecek adam A ligi futbolcusu olmalı, kendini kanıtlamış isim olmalı ki aradığımızı bulalım. "Bu tür adam fazla para" diye düşünülecek olursa o zaman hiç adam alma, bu kadro bizi istediğimiz yere götürür.

     Kulübümüzün gecesi olmuş… Bütün aklım katılanlarla beraberdi. İlk defa kulübümüzün bir balosundan geri kalıyorum. Nalet olsun böyle şansa! Tabii giden dostlardan öğreniyorum: Yeteri kadar ilgi yokmuş, masalarda sandalyeler boş kalmış! Belediyeden beklenen yardım gelmemiş! Bu da ilk kez oluyor, hayret ediyorum! Neden? Kulüp ve belediye şahıslarla devam etmiyorki! Birileri gelir, birileri gider! Belediye de yaşar, Sarıyer kulübü de! Şahsa kızılır doğrudur, kurumların ne günahı var ki?
     Kulübün gecesinde yerel basın yokmuş! Böyle şey olur mu? Hayır vardı denilirse yanlış olur zira Erol Acun'un olması yeterli değil, zaten Erol yönetici konumunda az buçuk! Ya diğerleri? Hani Sarıyer Posta Gazetesi, Sarıyer'in Sesi Gazetesi, Sarıyer Manşet Gazetesi hiç biri yok! Okumadım, İl bazında çıkan gazetelerde de tek satıra rastlamadım, tek resim görmedim. Hani basın mensubu yöneticilerimiz? Onlara ne oldu? Neden gereken ilgiyi göstermezler! Konuşma ile hiçbir şey olmaz, önemli olan işi yapmaktır.
    Geceye Fikret Canlı'nın katılması nefis ama Sami Canel'in de olmaması noksanlık. Keza Salih Paşa'nın da! Zor günlerde görev üstlenen İbrahim Balcı yine geceye katılmamış! Hayret doğrusu yirmi yıldır elini aylağını çekti kulübün balolarından. Ama bir gün olur perhizini bozdururuz her halde!
Sarıyer Stadımız hala açılmadı! Nerde ise iki sezon bitiyor, bu gidişle açılacak gibi değil! Yerel basına bakıyorum, internet sitelerine bakıyorum hiç bahis yok! Herkes suskun! İbrahim Balcı' ya ne oldu? Ne sitesinde bir kelam var ne de gazetede bir şeyler yazıyor! Benim bildiğim, Balcı'nın kalemine sarılan iflah etmez ama, Tamer Taşpınar hemşerisi ya ona kıyamıyor!!! Yine söylemek benden, son aldığım bilgiye göre; İstanbul Valisine, Spordan Sorumlu Bakana ve İstanbul Milletvekillerine yazı yazmak üzere hazırlığı var!
   Balcı ağabey belki kızacak ama, bana gelen haberler böyle, günah benim değil, bana haber getiren kuşlarda!

     Fazla dedikodu yaptım galiba. Okuyanlar da ne kadar çok haberi götüreni varmış diyecek, en iyisi durmak ve gelecek sayıya hazırlanm
 
 
                                        Sarıyerlilik Bu Değil
 
 
Aklım fikrim Sarıyer'de! Maçları izleyemiyorum, takımın durumu nedir? Neler oluyor bilmiyorum. Ama dinliyorum, öğreniyorum ve okuyorum; durum iç açıcı değil! Puan cetveline bakıyorum, ligin alt sıralarını mesken tutmuşuz, oradan sanki ayrılmaya niyetimiz yok! Halbuki, önce niyet sonra kısmet diye düşünülmeli. Niyetiniz altlardan kurtulmak değilse, kısmeti elinizle tepersiniz!

     Her hafta değişik bir tertiple sahaya çıkılıyor; YANLIŞ! Ben bu işe yıllarımı verdim, bunu kabul etmem mümkün değil! Takım her hafta değişik bir tertiple sahaya çıkarsa vay bizim halimize! Tabii bunun da bir nedeni olmalı. Her hafta bir iki cezalı futbolcunun olması alışkanlık haline gelirse takım, ister istemez değişik tertip ileri sürülür ve tabii ki başarısız sonuçlar gelir. Bunlar kulüp adına eksilerdir.

     Ben görevde olduğum sürece hangi futbolcu olursa olsun ondan kolay vazgeçmem! Bu bize yaramaz diye düşündüğüm adamı zaten transfer etmem, ettirmem! Genç istemez mi? İster tabii onlar rezervedir. Form tutarsa yerini kopara kopara alır. İşte Ertan kimsenin bir diyeceği var mı?

     Gençleri önemsemiyor değilim, çok da iyi olmalarını istiyorum ama öncelikle istediğim istikrarlı Sarıyer takımını yaratmaktır. Sarıyer takımı nasıl ligin alt sıralarında haftalarca kalır, bina kimse inanmaz, inanmak istemez! Ama görünen köy kılavuz istemez olay ve gerçek ortada!

     Hoca takımı iyi etüt etmeli, görüşünü; varsa endişelerini yardımcıları ile paylaşmalı, daha önemlisi de çok farklı değişiklik isterse Eyüp Şengün'le el ele vermeli. Eyüp genel kaptan olarak maceraya "evet" demez. Yönetimin teknik heyete akıl değil destek vermesi gerekir! Yönetim kurulu ihtiyaç karşılar, teknik elemanlar takımı en iyi şekilde sahaya sürer. İhtiyaçlar karşılanır da istenen sonuçlar alınamazsa teknik heyetten hesap sorulur, gerekirse defterleri dürülür. Ben biraz tutucuyum, hatta çok tutucuyum, çünkü öyle insanların yanlarında bulundum. Bu nedenle zırt pırt takım değiştir, futbolcu değiştir, antrenör değiştir asla kabul etmem! Sonuç nereye giderse gitsin mücadele ederim. Böyle yapılmazsa kötü düşünceler hayalden öte geçer ve gerçek kafamıza çeki taşı gibi düşer ama iş işten geçer.

     Taraftarın davranışlarında gariplik olduğu duyumunu aldım. Taraftarlara bir şey vaat edildi de verilmedi mi? Taraftara vaat maat olmaz! Yönetim "taraftar peşimden gelir ben ne dersem yapar" diye düşünemez! Taraftara on otobüs, yirmi münibüs tut,maç paralarını ver, takım galip gelmezse sana eyvallah demez. Taraftar takımı hep galip görmek ister. Bu onların en doğal haklarıdır. Üst üste yenilgi alan, ligin dibinde oturan takımın peşinden niçin gitsin! Hele takımda iyileştirme çabaları göremiyorsa, onlardan yardım ve destek beklemek hayal olur!
    
     Pendik maçından sonra taraftarların yaptığı olaylar tasvip edilecek gibi değil. Kimin haddine kulüp binasına saldırmak, futbolculara gözdağı vermek, camı çerçeveyi kırmak! Sarıyer Spor Kulübü asla üç beş taraftarın esiri olamaz, olması da mümkün değildir. Kimin haddine düşmüş bu kulübü kötü durumlara düşürmek! Bu hakkı nerden, kimden almışlar. Saldırı ve rahatsızlık verici olay kimden gelirse gelsin gereken önlemler ve yasal kovuşturma için uygun olanları yapılmalıdır. Taraftar maça gelmeyecekmiş, varsın gelmesin. Taraftar taraflığını bilmeli, kulübüne destek olmalı, yardımcı olmalıdır.

     Sezon yarıladı. Her şey bir an da gelip geçiyor! Önce yönetim kurulu aklı selimi ile düşünmeli, gereken önlemler neyse almalı, takviye gerekiyorsa yapmalı, mali vecibeleri yerine getirmelidir. Sonra futbolcular durumlarını gözden geçirmelidir. Bizden ne bekleniyor, biz ne veriyoruz diye düşünmeli ve kendilerine çeki düzen vermelidirler.

     Taraftarlar, sağduyu ile hareket etmeli; yapılan işin spor olduğunu ve üç sonuçlu bir oyun olduğunu, bunda asıl amacın iyi futbol seyretmek olduğunu kabul ile yönetime ve sporculara destek vermelidir.

     Bunun adı uyum, ahenk, işbirliği ve başarıdır. Koca Sarıyer; tarihi kişiliği, kazandığı üstün başarılarla bunu önceleri kanıtladığı gibi tekrarlayabilecek güçtedir.

12 Aralık 2008

EYÜP ODABAŞI                          

 
 
                                                             
 
 
 
                           

         
         
      KABUĞU KIRDIM
  NEDİM EMİROĞLU

Sarıyer'de doğdu (1931). İlkokulu Sarıyer'de okudu. Askerliğini takiben münibüs işletmeciliğine başladı. Sarıyer-Taksim minibüs hattının açılması çalışymalarına katıldı. Futbola Sarıyer'de başladı ve amatör olarak 1949-1955 arasında altı sezon lacivert-beyazlı formayı giydi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde 1 dönem (1969/70) yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıt. Divan kurulu üyesidir.
 
KARPUZU KESTİM HAYRET, ÇIKTI KELEK,
ADAM SANDIM YAZIK, ÇIKTI PEZEVENK
 
 
Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki, din; Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar menfur kimselerdir. İşte bi bu duruma karşıyız ve buna izin vermiyoruz. Din ticareti yapan bu gibi insanlar saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizin asıl mücadele ettiğimiz ve edeceğimiz bu kimselerdir.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
.)           
       BİR ŞEY YAPMALI
 
  Sarıyer takımı bir isimdir, bir firmadır ve çok önemli bir markadır. Bunun böyle bilinmesi gerekir!
Bütün bunların yanında
bazı olumsuzlukların Terki konusunda da duyarlı olunmalıdır. Bu nedenle şu hususları bilhassa belirtmek isterim:
1) Sarıyer Spor Kulübü Kısırkaya'dan Aşiyan kadar tüm Sarıyerlilerin kulübüdür, bunun bilinmesi çok önemlidir.
2) Sarıyer Spor Kulübü'nün her kurum ve kuruluşun dostluğuna ihtiyacı vardı
3) Sarıyer Spor Kulübü,
ilçe dahilindeki bütün spor kulüp
leri ile kardeştir, aynı hisleri paylaşmaktadır, Paylaşmaya
devam edecektir
4) Sarıyer Spor Kulübünün
daha çok seyirciye ihtiyacı vardır.
5) SarıyerSporKulübü,
taraftarlarından, zaman zaman meydana gelen olumsuz tezahüratlara son vermesi centilmenlik ve kardeşlik adına istemektedir.
6) Sarıyer Spor Kulübü'nün
Çok büyük maddi sorunları vardır ve bu sorunların aşılması için tüm Sarıyerlilerden, sporseverlerden, kurum ve kuruluşlardan yardım beklenmektedir.
 
SARIYERLİLİK BUDUR
 
GELİN BUNLARI
BİRLİKTE YAPALIM
GELİN SORUNLARI
BİRLİKTE AŞALIM
 
,
,
,
,
,
,
,
,
,
 
 

 

 

 
webista.net
POWERED BY Turkishost.com