HÜRMÜZ” 1.perde, Zerzevatçı Kerim

             1800 lerde İstanbul Taşkasap mahallesinde Merhum Paşanın dul eşi ile O tarihe tekabül edemediğimizden tanışamadım, tarihin bugününe bakmaya başladım. Yaşamımda ve hayata bakış açım olan gözlemlerimde, 2000 li yılların içerisinde yeni HÜRMÜZ ‘leri her yerde görmeye alıştık sanırım.

             2010 yılında ben TAŞ İSKELE de ikamet ederken, Bir gün,Sahil de yürüyüş yapmak geldi içimden, Piyasa caddesinde, Eski banyoları seyrederek geçerken sahilden, Tarihi köşkleri, Sefarethaneleri, Olmayan faytonların tıkırtıları arasında, Dalyan kazıklarının ucunda yakamoza yatmış, Orkinoz bekleyen tayfayı hissederek, Beyazpark’ ta, Hamiyet Yüceses’ in nağmelerinde Fesli şerbetçi olmadığından, Malumunuz garsonun getirdiği çayımı yudumlayarak, Derin düşüncelere kapıldım. Dalmışım derinlere, Sorunlara, Oyunlara, Simas’ ın aylık çıkan mahalli mecmualarının birinde, Bizim Şehremini Yedi Kocalı Hürmüz gibi haberini okurken, Gonk çaldı. Çok kalabalık şehremini de Yedi kocayı bulmuşken Hürmüz kim?  Onu merak etmeye başladım!

           Kocaman bahçeli, Önünde gerdan gibi İstanbul boğazı, Bayraklarla süslenmiş, Kapısında her zaman madalyalı korumalar olan, Yaldızı olmayan ama Baldızı bol olan konakta, Merhum paşanın dul eşi, “Paşa seçimi kaybettiğinden olacak ortalarda siyasi olarak gözükmediğinden merhum olmuştur.” Konağın ekonomik ihtiyaçlarını, Hayatını, Yaşamın tüm gereklerini kocaları arasında paylaştırarak sürdürüyor. Ancak onlarla duygusal bir bağ kurmuyor.

            Hürmüz. Günün birinde konağın emektarlarından Kavuklu paşa, Yorgunluktan bitap düşünce, Konağın işleri aksamasın diye Kavuklunun bütün işlerine sıra ile talip olur. İş başa düşmüştür. Binlerce metre kare parklar, Bahçeler düzenlenecek, Yeni binalar yapılacak, İzinler verilecek, Komşunun balkonundan. Yoldaki memba suyuna kadar ilgilenmek zorunda kalır. Birde bunları idare ederken hak ve hukuk yenmemesi için, Ahalinin ve konağın menfaatleri doğrultusunda hakkını arama ve adaletli guguk dağıtmak zorunda kalır.

           Bir gün çevresel yaşam aktivitasyonu gereği, Plan proje, Tadilat ve yapım onarım işleri için olsun, Her şey üst üste geldiği için tam sıkıntıdan patlıyacakken, Kocalarından Zerzevatçı Kerim efendi gelir. Kerim efendi, Sahilde oturmaktadır ve yakın komşusu çatı katı çıkmak istemektedir. Her ne kadar denize sıfır bir mekan olsa da, Therapia boğaza nazır bir rehabilitasyon merkezidir. Rahatlamak için olsa gerek Zerzevatçı Kerim efendi çatısına Havuz yapmak ister, Hayalinden geçer. Bre zerzevatçı senin ne işin olur havuzla zaten deniz ayaklarının altında diyen yok. Hürmüz bu kırar mı. Kerim efendi, Kerim efendi verdim sana üç kat, Üstüne de cumbalı hamam koyuver de bir akşam göbek taşında cariyelerle çengi oynatırız diye istişarede bulunmuş. Kerim efendide dile benden ne dilersen demiş, Bre kerim efendi takı verirsin bir beşi bir yerde, İçeriz şerbetleri efkarımız dağılır, Bineriz kadırgaya,  Beykozda kalkan yeriz, Mevsimidir, Zerzevatları unutma emi.

            Kerim efendiyi bir şekilde gönderen Hürmüz, Antep ten hediye edilen işlemeli bakır mangalında, Köz üzerinde pişmiş kahvesini hizmetlisi getirir. Kahvesinin telvesinden bir kaç yudum alır, İyi haberlere ve de kısmetli günlere vesilesiyle, kahvesini fal bakmak için kapatır, Hafiften yorgunluk belirtileri başlar. Uzanmak ister, içi dağlanır, derin nefesler alır. Kalbinde gümbür gümbür bir canavar vardır. Hiç rahat durmaz. Cumbadan denize bakar. Balıkçı tayfası, Dalyan direğinin tepesinde ciğarasını yakmış, Dalyan kapısından girecek Orkinozları beklemektedir.

                Hürmüz, Fal için kapattığı kahvesini iyi dileklerle açar…

               Dört atlı yaldızlı faytonla, Amerikan asfaltında, Tekerlek sesleri, Gürlücene konağın içinde hissedilen, Boylu boyunca eşrafıyla birlikte, alımlı mı alımlı. Kibar mı kibar. Elinde rugan çantası ile Eczaci Vasıf Efendi gelir, Fularını düzeltir, ceketinin üst cebindeki karanfili badem bıyıklarına sürer, bir nefes koklar, Başını kaldırır. Cumbaya bakar, perdeler yarı açıktır ve kapıyı çalar.

         Tık tık tık.

          Sahne. Işıkllar, Hürmüz, İkinci perde. Başlıyoruz beyler. Kamera…

        Mustafa BALCI

         02.11.2010

 

 
 
 
 
 
 

 
 
  SARIYER'İN ÜNLÜLERİ
 DR. MEHMET SALMAN

İstanbul'da doğdu (1946) İlk ve orta okulu Sarıyer'de okudu. Lise öğretimini Kabataş'ta yaptı ve İ.Ü. Çapa Tıp Fakültesinden 1972 de mezun oldu. Askerliğini Yed. Sb. olarak G.Antep'te yaptı. İhtisasını Şişli Etfal Hastanesinde tamamladı. Hıfzı Sıhha Kurulu üyeliği görevinde bulundu. İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak uzun bir süre görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer S. K. de 7 dönem Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. İşyeri ve Spor Hekimlliği sertifikalarına sahiptir. Yıllarca Güreş ve Boks Federasyonlarının sağlık kurullarında görev aldı. Milli takımlar doktorluğu yaptı. Sarıyer S. K. Divan kurulu üyesi olup, pek çok ödül sahibidir.
  İBRAHİM BALCI DİYOR Kİ. 
Namludun çıkan kurşun geri dönmez, onun işi yerine ulaşmaktır.
      GÜNÜN SÖZÜ 
Efendiler; eğer bu millet bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı altında şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur. Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete geçen millete ruhumuzla katıldık. Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi kurtarmaya yönelik bir gaye uğruna feda ettik. Bunu anlamayıp da milleti hala kendi kaflarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır. Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.
MUSTAFA KEMAL (24.10.1919).
 BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ 
Sarıyer Voleybol takımının kuruluşunu gerçekleştiren yönetici (R, Kavaklı) kimdir?

GEÇEN HAFTANIN YANITI: Necil Kıldıran, Sarıyer S. k. da voleybol şubesini kuran ve uzun süre yöneticiliğini yapan kişidir.


 
 
 
 
 
 
POWERED BY Turkishost.com