KAVAKHİSARI MÜZE OLMALI!
Yazan: İbrahim Balcı
Halk tarafından Rumelikavak kalesi olarak bilinen çarşı içindeki tarihi yapının gerçek adı “Kavak Hisarları”dır. Bu tarihi yapı 1624 yılında Sultan IV. Murat tarafından yaptırılmıştır. Zamanla genişletilmesi düşünülmüş ve 1783 yılında Sultan I. Abdülhamit tarafından Fransız Mimar Tusan’a yeni iki hisar (kale) inşa ettirilmiştir. Sultan III. Selim de yeni ilaveler yaptırarak hisarı büyültmüştür. Sultan IV. Mustafa döneminde Fransız Mimar Totti’ye birbirine karşı duran iki hisar daha yaptırılınca Rumelikavak Hisarı bugünkü haline geldi. Bazı eserlerde hisarın içinde, bazı eserlerde ise hisarın dış duvarına bitişik bulunduğu belirtilen Karakaş Mescidi, büyük Sarıyer selinde (1907/1912) yıkılıp gidince bir daha hisarın içinde ya da dışında yeni bir mescit yapılmadı.
Büyük bir alanı kaplayan Rumelikavak Hisarı (Ya da kalesi) Osmanlılar döneminde boğazı kontrol ve savunma amaçlı yapılmış ve kullanılmıştır. Rumelikavak Hisarı 1960 lı yıllara kadar savunma amaçlı olarak ordunun kullanımında kaldı. Halen Deniz Komutanlığının kullanımındadır.
Rumelikavak Hisarı geniş bir alanı kapsar. Kapladığı alanın büyük kısmı yüksek duvarlarla çevrilidir. Hisar içindeki kapalı mekânlar; koğuş, kiler, yemekhane, cephanelik ve korganlar toprak altında olup, mükemmel şekilde kamufle edilmişlerdir. Kapalı mekan üzerinde adeta küçük bir çam ormanı vardır.
Her alanda teknolojinin anormal şekilde gelişmesi üzerine savunma amaçlı da olsa Rumelikavak Hisarı işlevini kaybetti. Bu nedenle de hisardaki silâhlı birlikler ihtiyaç duyulan bölgelere kaydırıldı. Hisar’da silâhlı birlik olmamasına karşın bu alan terk edilmedi . Halen deniz astsubay misafirhanesi olarak kullanılmaktadır. Neden misafirhane olarak kullanılmaya devam ediliyor işte bunun sorgulanması gerekmektedir. Hisarın deniz tarafına inşa edilen iki katlı kagir binanın hiçbir özelliği yok! Aksine tarihi mekâna kötü görünüm katıyor! Buna gerek var mıydı? Hiç zannetmiyorum!
Rumelikavak Hisarı, bu şekilde kullanılmaya devam mı edilmeli? Sorusunu tüm Sarıyerliler kendi kendilerine sormalı ve yanıtını vermelidir. Ben konuyu nefsimde tartıştım, beyin jimnastiği yaptım, önce kararımı sonra da yanıtımı verdim:
“Rumelikavak Hisarı müze yapılmalıdır. Örneğin; Balıkçılık müzesi veya deniz müzesi olabilir” Bu benim önerimdir; paylaşılabilir, geliştirilebilir!
Eğer böyle bir uygulama yapılırsa Rumelikavak sadece balık sevenleri değil, tarih sevenleri de çeker ve daha hareketlilik kazanır. Müze turizmi deyip geçmemeli. İlçemizdeki Rumelihisar kalesi ve Sadberg Hanım müzesi her gün yüzlerce meraklıya ev sahipliği yapmaktadır.
Sarıyer deniz kıyısı mahalle ve köyleri ile balıkçılığın yapıldığı en büyük ve önemli bir merkezdir. Balıkçılık mesleği de diğer meslekler gibi teknolojisi dev adımlarla ilerliyor. Alamana kayıklarının yerlerini krom botlar, takaların, karpuzkıç teknelerin yerlerini saç gemiler aldı. Yüz yüzyirmi kulaçlık gırgır ağlarının yerini bin beş yüz-iki bin kulaçlık ağlar aldı. Artık istinga basılmıyor yerine ırgat var, el feneri vurmak yok farlar var; reisler balık gözetme yerine radarı izliyorlar. Saç teknelerde yüzlerce beygir gücünde makineler var. Tayfalar mağazalarda değil saç gemideki kamaralarında istirahat ediyorlar. Mutfakları, yemekhaneleri var. Büyük ve küçük tuvaletlerini güverteden sarkarak denize bırakmıyorlar, çinili fayanslı pırıl pırıl tuvaletleri, banyoları var. Radyo bulamazken şimdi televizyonları var dijitürk izliyorlar.
Hal böyle iken düşünmek gerekir; her balıkçı reisinin kullanmadığı mağazasında pek çok, hatta sayısız alet-edavat var; ağ, mantar, kurşun var; demir, pala, boyna, kürek var; parakete, fanyalı ağ, kalkan ağı, tekir ağı, hamsi ağı, orkinos ağı, palamut ağı, dip ağı, kılıç ağı, saçma var; kayıkları kıyıya çekmek için ırgat, halat, felenk, zincir var; yemek kazanı, tava, sahan, kaşık, bıçak, güğüm var! Ben bu kadar sayabildim. Balıkçı reisleri çok daha fazlasını sayar. Çok mu zor? Bir alamana kayığı, bir taka, bir baltabaş, bir kancabaş ya da bir karpuzkıç tekne temin etmek!
Bu iş için Sarıyerliler; R.Hisar’dan Kısırkaya’ya kadar bir platform oluşturarak bir araya gelmeli ve gerekirse dernek kurarak olayı geniş alana yaymalı, ya da SA-DER bünyesinde bu işi yürütmelidirler.
Konu en kısa zamanda ele alınmalı; kaymakamlık ve belediye başkanlığı vasıtasıyla Deniz Kuvvetleri Kumandanlığı ile temasa geçilerek ve ilk adım atılmalıdır. Garipçe kalesi ile Garipçe Kulesinin kiraya verileceğini duyuyoruz. Elimizi çabuk tutmaz isek aynı şey Rumelikavak Hisarı için de düşünülebilir! Bu düşünce ile diyorum ki: Rumelikavak Hisarı bir kazaya uğramadan gerçek sahibi olan Sarıyerlilerde kalmalı ve bu tarihi yapı müze yapılmalıdır. Bu işi gerçekleştirmek için Kabakçı Mustafa gibi isyan başlatacak halimiz yok! Kabakçı Mustafa, yenilikçi Padişah III. Selim’i devirmek için buradan işe başladı. Amacını gerçekleştirdi ama sonunda kellesini de verdi. Bizim ne isyan başlatacak ve ne de kelle verecek halimiz var. Bizim isteğimiz, yenilik ama kültürel zenginliğe sahip olmaktır başka bir şey değil!
Öneri tarafımızdan takibi ise tüm Sarıyerliler tarafından yapılmalıdır.
06.06.2010