"Kaktüs serasının içinde yetiştik,Sevdik,Sevildik.Herkesle dost,Arkadaş olduk,Lakin hiç bir diken elimize batmadı!"
 
 
 
ARAŞTIRMALAR
13.KİTAP  
2. BASIM 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Valid CSS!

 

 

DEĞİŞİM

Dr. Ahmet BEKAROĞLU

KUR’AN YILI

       Başlık okununca,  Hani Kur’an mesajı everenseldi ve her dönemde olaylara yön veriyordu?’ sorusu akla gelebilir. Şüphesiz ki öyle. Son üç yıla kadar bir sivil toplum kuruluşunun organizesinde bazı TV’lerde Arap hayranlığı kompleksinden kaynaklanan ve dünya çapındaki okuyucularımızın görmezden gelindiği, “Kur’an Mekke’de nazil oldu, İstanbul’da yazıldı ve Mısırda okundu’ anonsları ile, ‘Kur’an Ziyafeti’ programları düzenleniyordu. O sıralar, ‘Kur’an; Mekke ve Medine Dönemlerinde nazil oldu, hattatlarımızın uzmanlığı sebebi ile İstanbul’da da yazıldı ama O, Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir döneminden beri  yazılmakta ve ezberlenmektedir. İlm-i Kıraatteki;  ‘İstanbul Tariki’ ve ‘Mısır Tariki’ bize;  Kur’an’ın hem İstanbul ve hem de Mısırda tilavet edildiğini gösteriyor’  tespitleri ile ‘tonyahaber’de de yayımlanan ‘Kur’an’ın Anlaşılma Sorunu’ başlıklı bir yazı yazmış ve ‘Peki Kur’an Nerede Anlaşıldı?’ sorusunu sorarak bu anonslardaki yanlışları ve eksikliği ortaya koymuştum. Diyanet İşleri Başkanlığı Hz. Peygamber’i daha iyi anlayalım diye daha önce 14-20 Nisan’ı ‘Kutlu Doğum Haftası’ olarak belirlediği gibi, Kur’an’ın gönderilmeye başlandığı miladi 610 yılından beri 1400 yıl geçmesi sebebi ile 2010 yılını da; vesile olsun ve Kur’an’ı daha iyi anlamaya çalışalım diye; ‘Kur’an Yılı’ olarak ilan etti. Bu sebeple, ülke çapında ve yurt dışı temsilciliklerde bilimsel etkinlikler düzenlenecek. Bu yüzden Diyanet İşleri Başkanlığı kutlanmayı hak ediyor.

       “İbret olmaz mı bize? Her gün okuruz ezber de, Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?  Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kur’an ‘ın, Ama; hiç birimiz kaydında değil mananın, Ya açar bakarız Nazm-ı Celilin yaprağına, ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına, İnmemiştir Kur’an şunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için” dizelerinde Akif; konuyu ve bizim Kur’an’a bakış tarzımızı ne güzel anlatıyor. ‘Kur’an; insanlığa yol gösteren, kendisinde doğruyu gösteren açık deliller ve iyi ile kötüyü ayırabilme yetisi bulunan kitaptır’ (Bakara, 2/185). Goethe de; “Siz Kur’an ‘ı neden tanımlamaya çalışıyorsunuz? Kur’an; ‘Bu; içinde hiçbir şüphenin olmadığı kitaptır (Bakara, 2/2) ifadesi ile zaten kendi tanımını yapıyor” demiştir. Kur’an-ı Kerim’in; ‘Kur’an; düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırıldı. Yok mu üzerinde düşünen?’ (Kamer, 54/17, 22, 32, 40) açıklamasından; nüzulünün anlaşılmak olduğunu anlıyoruz. Ancak biz Kur’an’ı anlarken bazen haddimizi aşıyoruz. Kur’an-ı Kerim; Huruf-u Mukattaa, muhkem ve müteşabih olan ayetlerden müteşekkildir. Huruf-u Mukattaa; Elif Lam Mim, Kaf, Nun gibi sembolik konu başlıklarıdır. Muhkem ayetler; ‘Çalışın, Hiçbir cana kıymayın, Adaletli olun, Zekat verin’ gibi kişinin kültür seviyesi ve alanı ne olursa olsun kişinin anlayıp hayatına uygulayarak mutluluğu yakalayacağı ayetlerdir ki bunlar herkesi bağlamaktadır. Ancak; “‘Allah’ın Arş’a istiva etmesi’ (Araf, 7/54), ‘Gökler, yer ve dağların emaneti kabul etmemesi’ (Ahzab, 33/72)” gibi ayetler müteşabihtir ve bunların te’vil’i yani yorumu; uzmanlık gerekmektedir. ‘Hangi kavrama hangi şartlarda ne tür anlamlar yüklenir?’ gibi ‘Bekraundu/Rahle-i Tedrisi’ olmadığı halde; ‘Ben Kur’an meali okudum, ben de bu işten anlarım’ diyenler; komik duruma düşmemeleri için uyarılmışlardır (Al-i İmran, 3/5). Kur’an-ı Kerimde; ‘Oku’ (Alak, 96/1) emri ile insanın kendisinden başlayarak  (Alak, 96/2)  yeryüzündeki her şeyi okuması (Hac, 22/46) emredilmiş, bütün bilgilerin ilahi olduğu ve Hz. Adem’in şahsında yeryüzüne indirildiği (Bakara, 2/31) belirtilerek de bilim başlatılmış ve bilginin; insanı meleklere üstün kılan olgu olarak belirlenmiştir (Bakara, 2/34).  ‘Yaratan Rabb’ının adı ile oku’,  o insanı yapışık bir maddeden yarattı, kalemle yazmayı öğretti, insana bilmediğini öğretti’ (Alak, 96/1-5), ‘Kaleme, ondan dökülen satırlara yemin olsun (Kalem, 68/1) ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer, 39/9) ‘Bilim adamlarını; yeni buluşlar elde etsinler, cepheye gidenleri bilgilendirsinler diye savaşa katılmaktan  muaftır’ (Tevbe, 9/122) ayetleri ile bu durum teyit edilmiş ve bu konuda, ‘Aklını kullanmayanlara pislik yağdırılacağı’ (Yunus, 100/10)  ikazı yapılmıştır. Akif’in, ‘Doğrudan doğruya Kur’an’dan alarak ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı’ dizelerinde belirttiği gibi; Kur’an-ı Kerim; olaylara yön veren ve insanlığın mutluluğunu vaat eden bir kitaptır.  Ama bunun gerçekleşebilmesinin iki tane olmazsa olmazı vardır. Bunlardan ilki; Muhammed İkbal’in; ‘Kur’an’ın insanlığın mutluluğunu garantilediğini söylemeden önce; kendimizin gerçek anlamda müslüman olmadığımızı itiraf etmemiz gerekir’ ve Akif’in; ‘Batı Dünyasının işleri bizim dinin emrettiği, bizim işlerimiz de onların dininin istediği gibidir’ söylemlerinde olduğu gibi ; ‘Bizim Kur’an’ı gerçek anlamda anlayamadığımızı ve yaşamadığımızı kabullenmemizdir. Diğeri de; ‘Allah; her an bir oluş içerisindedir’ (Rahman, 55/29) anlayışında herkesin enerjisini; ‘İki günü eşit olan; aldanmıştır’ temposunda kendi alanında tüketmesi, ‘İçtihat Kurumu’ nun çalıştırılması ve ‘bilgiyi; teknik ve teknolojiye dönüştürebilme becerimize bağlı olduğunun’; bilinmesidir.

 
 
 
 
                           

         
         
      KABUĞU KIRDIM
  NEDİM EMİROĞLU

Sarıyer'de doğdu (1931). İlkokulu Sarıyer'de okudu. Askerliğini takiben münibüs işletmeciliğine başladı. Sarıyer-Taksim minibüs hattının açılması çalışymalarına katıldı. Futbola Sarıyer'de başladı ve amatör olarak 1949-1955 arasında altı sezon lacivert-beyazlı formayı giydi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde 1 dönem (1969/70) yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıt. Divan kurulu üyesidir.
 
KARPUZU KESTİM HAYRET, ÇIKTI KELEK,
ADAM SANDIM YAZIK, ÇIKTI PEZEVENK
 
 
Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki, din; Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar menfur kimselerdir. İşte bi bu duruma karşıyız ve buna izin vermiyoruz. Din ticareti yapan bu gibi insanlar saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizin asıl mücadele ettiğimiz ve edeceğimiz bu kimselerdir.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
.)           
       BİR ŞEY YAPMALI
 
  Sarıyer takımı bir isimdir, bir firmadır ve çok önemli bir markadır. Bunun böyle bilinmesi gerekir!
Bütün bunların yanında
bazı olumsuzlukların Terki konusunda da duyarlı olunmalıdır. Bu nedenle şu hususları bilhassa belirtmek isterim:
1) Sarıyer Spor Kulübü Kısırkaya'dan Aşiyan kadar tüm Sarıyerlilerin kulübüdür, bunun bilinmesi çok önemlidir.
2) Sarıyer Spor Kulübü'nün her kurum ve kuruluşun dostluğuna ihtiyacı vardı
3) Sarıyer Spor Kulübü,
ilçe dahilindeki bütün spor kulüp
leri ile kardeştir, aynı hisleri paylaşmaktadır, Paylaşmaya
devam edecektir
4) Sarıyer Spor Kulübünün
daha çok seyirciye ihtiyacı vardır.
5) SarıyerSporKulübü,
taraftarlarından, zaman zaman meydana gelen olumsuz tezahüratlara son vermesi centilmenlik ve kardeşlik adına istemektedir.
6) Sarıyer Spor Kulübü'nün
Çok büyük maddi sorunları vardır ve bu sorunların aşılması için tüm Sarıyerlilerden, sporseverlerden, kurum ve kuruluşlardan yardım beklenmektedir.
 
SARIYERLİLİK BUDUR
 
GELİN BUNLARI
BİRLİKTE YAPALIM
GELİN SORUNLARI
BİRLİKTE AŞALIM
 
,
,
,
,
,
,
,
,
,
 
 

 

 

 
webista.net
POWERED BY Turkishost.com